Blogger Tips and TricksLatest Tips For BloggersBlogger Tricks

Çarşamba

Michel Foucault - Bu Bir Pipo Değildir

Michel Foucault, Magritte'in tedirgin edici resimlerinden birkaçına aklını takmıştı. Hem bu resimlerle, hem de ressamla uzun uzun söyleşti, uzun uzun düşündü ve kısaca, ama sıkıştırılmış barut gibi, okurun zihnini patlatmaya aday bir kitapla çıkageldi. Gördüğümüz, gördüğümüz müdür? Bu bir pipodur. Mudur?

Bu Bir Pipo Değildir'in önceki bir metni, 1968'de Les Cahiers du Chemin'de yayımlandı. Denemenin genişletilmiş metnini Fata Morgana ancak 1973'te kitap olarak piyasaya sürdü. Bunun nedeni belki de, Bernard Noel'in belirttiği gibi ilk metnin "hemen herkes" tarafından sert bir biçimde eleştirilmesiydi. 3 Kitap, Foucault'nun pek de istemeden gevşek bir biçimde bağlı olduğu yapısalcılığın doruk noktasına ulaştığı sırada yayımlanmıştı. Yapısalcılığı tutanlar ve hasımları hemen her Fransız dergisinde, birbirleriyle çetin bir savaşa girmişlerdi. Dolayısıyla, Bu Bir Pipo Değildir'in başlangıçta fazla itibar görmemesinin, ideolojik görüşlerin sonucu olduğunu söylemek yanlış olmaz. Foucault'ya yöneltilen eleştirici tavır zamanla daha ılımlı hale geldi ve olumlu bir nitelik, hatta tarafsız bir yargılama olarak kendini gösterdi.

Michel Foucault | Yapı Kredi Yayınları | 7. Baskı / 2010 | Orijinal 64 Sayfa / PDF 62 Sayfa | 2.10 Mb

DOWNLOAD - İNFORMATİON

Salı

Eduardo Galeano - Yürüyen Kelimeler

'Guarani dilinde ne'e aynı zamanda hem 'kelime' hem de'ruh' anlamına gelir. Guarani yerlileri, yalan söz söyleyenlerin ya da boş konuşanların ruhlarına ihanet ettiklerine inanırlar.' Yürüyen Kelimeler, Latin Amerikalı damarlarından alabildiğine beslenen Eduardo Galeano ile Brezilyalı tahta baskı ustası Jose Francis Borges'in eşsiz işbirliği sonucu ortaya çıkan bir başyapıt.

"Ütücünün derisi dümdüzdür. Kırık şemsiye tamircisi uzun ve sivri kafalıdır. Tavuk satıcısı tüyleri yolunmuş bir tavuğa benzer. Engizisyoncunun gözleri şeytanca parlar. Tefecinin gözkapakları arasında iki bozuk para durur. Saatçinin bıyıkları saati gösterir. Kapıcının elinde anahtar vardır, parmak yerine. Gardiyanın yüzü hapishane kaçkını gibidir, psikiyatrınki deli. Avcı, izini sürdüğü hayvana dönüşür. Zaman, aşıkları ikiz kardeşlere benzetir. Köpek kendisini gezdiren adamı gezdirir. İşkence işkencecinin düşlerine işkence eder. Aynadaki mecazla karşılaşan şair kaçar."

"Başka bir denizin öte kıyısında, bir başka çömlekçi geçkin yaşlarında işten el çekiyor. Gözleri buğulanıyor, elleri titriyor artık, veda vakti geliyor. O zaman başlangıç töreni gerçekleşiyor: Yaşlı çömlekçi genç çömlekçiye çıkardığı en iyi işi sunuyor. Kuzeydoğu Amerika yerlileri arasında gelenek böyle emrediyor; giden sanatçı ustalık eserini başlayan sanatçıya teslim ediyor. Ve genç çömlekçi bu mükemmel küpü izlemek ya da örnek almak için saklamıyor, onu yere vuruyor, bin parçaya ayırıyor, sonra parçaları toplayıp kendi kiline katıyor."

Eduardo Galeano | Çitlembik Yayınları | 1. Baskı / 2003 | Orijinal 320 Sayfa / PDF 318 Sayfa | 13 Mb

DOWNLOAD - İNFORMATİON

Pazartesi

Fernando Pessoa - Pessoa Pessoa'yı Anlatıyor

Yirminci yüzyılın hiç şüphesiz en özgün yazarlarından biri, şiirden öyküye, tiyatro oyunundan düşünce metnine dek edebiyatın her alanında binlerce sayfalık eserleri ve sayısız farklı kişiliği kısa yaşamına sığdırmış olan Portekizli yazar Fernando Pessoa'dır.

Pessoa, neredeyse okuma yazma öğrendiği andan ölümüne dek tuttuğu günlüklerle, sayısız not ve elyazmasıyla kendi yaşamını da bir sanat eserine dönüştürmüş ender yazarlardan biridir. Kendi deyimiyle "olaysız" bu yaşamöyküsü, derin ruhsal çalkantılarla dolu, sanatın, edebiyatın ve düşüncenin her alanına müdahaleleriyle şekillenmiş, başlı başına bir yaratı olmayı amaçlamış bir yaşamın öyküsüdür.

Pessoa Pessoa'yı Anlatıyor, yazarın günlüklerinden, notlarından, mektuplarından oluşan, hayali ve gerçek kişilikleriyle kurguladığı metin parçacıklarıyla süslenmiş bir özyaşamöyküsü olarak bize Pessoa'nın dönemlerini, kişiliğini, dünyasını tüm açıklığıyla sunmaktadır.

"Herhangi bir şeyi tamamlama fikri karşısında duyduğum tiksintimi aşacak halde değilim."

Fernando Pessoa | Kırmızı Kedi Yayınevi | 1. Baskı / 2012 | Orijinal 280 Sayfa / PDF 263 Sayfa | 3.33 Mb

DOWNLOAD - İNFORMATİON

Pazar

Zygmunt Bauman - Küreselleşme

Tabloda her şeyin bulanık göründüğü zamanlarda, hayatlarını kesinlik ve berraklığa adamış sosyal bilimciler genellikle susar ve taşların yerine oturmasını bekler. Zygmunt Bauman gibi kalburüstü düşünürler ise cesaretle belirsizliğe dalar ve bulduklarını, gördüklerini, hissettiklerini ortaya döker. İşte Küreselleşme böyle bir cüretin ürünü. XX. yüzyılın sonlarında, artık ne süper güçler ne de bu güçlerin, dünyayı bölüp her köşesine bir anlam vererek yarattıkları bütünsellik kalmamışken ve pusulaların gösterebileceği bir kuzey yokken yazılmış; ancak doğru yöne işaret ettiği her geçen gün daha açık hale gelen bir eser.

Bauman'a göre, küreselleşen güçler saltanat günlerini yaşıyor, bunun bedelini de yerelliğe çakılıp kalmış zavallılar ödüyor. Hayat toprağa, yerele bağlı olmayı sürdürüyor; oysa güç artık yurtsuz ve ne emekçilere, gençlere, muhtaçlara ne de gelecek nesillere karşı sorumluluk duyuyor. Küreselleşme bu dengesizlik üzerinde duruyor. Yereller dağarlarında ırk, millet, etnik köken, sınıf gibi ne varsa kullanarak yeni bir "biz" duygusu yaratmaya çalışırken, artık yoksullara ihtiyaç duymayan küreseller onların içlerine kapanmalarını körüklüyor. 

Batı, bir zamanlar dünyayı aydınlatmak ve kendisine benzetmek için harcadığı çabayı şimdi herkesin olduğu yerde ve olduğu gibi kalması için harcıyor. Küreselleşme kitabında Bauman, küreselleşmenin getirdiği ahlâki ikilemlere çarpıcı örnekler vererek değiniyor. Yiyeceğin bol olduğu yere gitmek isteyen açlar, büyük paralar ödeyerek sonunda kendilerini "çatık kaşlar"ın beklediği yolculuklarına çürük teknelerle, kimliksiz çıkarken; zenginler uçakların birinci mevkilerinde şampanyalarını yudumlayarak küreselliğin tadını çıkarıyor, üstelik daha ucuza. 

Suç ve ceza anlayışındaki değişim üzerinde de duruyor yazar; artık hapishanenin istihdamın bir alternatifi haline geldiğini, ihtiyaç duyulmayan yığınla insandan kurtulmanın ve yatırımcıların güven duyacakları bir ortam yaratmanın yeni bir yolu olduğunu söylüyor. Gelecek hakkında ilginç olduğu kadar korkutucu öngörülerde bulunan Bauman'a göre yereller yerellikleri etrafına kalın duvarlar örerken, küreseller yerellikleri toplama kamplarına dönüştürme peşinde. Küreselleşme ve onun ikiz kardeşi yerelleşme, aynı amaca hizmet ediyor: parçalanma ve yabancılaşma. Küreselleşme, yerelleşmenin de küreselleşmenin de ağırlıklarını fazlasıyla hissettirdiği günümüz Türkiyesi'ni anlamak için vazgeçilmez bir kaynak niteliği taşıyor.

Zygmunt Bauman | Ayrıntı Yayınları | 4. Baskı / 2012 | Orijinal 147 Sayfa / PDF 136 Sayfa | 3.14 Mb

DOWNLOAD - İNFORMATİON

Alberto Manguel - Okuma Günlüğü

Yazar editör, çevirmen ve profesyonel okur Alberto Manguel'in, bir yıl boyunca her ay başka bir kitabın rehberliğinde yaşayarak ortaya çıkardığı Okuma Günlüğü, edebi düşüncelerin, metin incelemelerinin ve gezi yazılarının iç içe geçtiği bir anlatı. Manguel'in seçtiği, Rudyard Kipling'den Margaret Atwood'a uzanan on iki kitaplık liste, Türkçede yayımlanmış sevilen eserlerden ve keşfedilmeyi bekleyen klasiklerden oluşuyor.

Kitaplar vardır, bir sayfadan öbürüne geçerken unutarak keyifle gözden geçiririz; bazılarını, hemfikir olmaya ya da karşı çıkmaya kalkışmadan saygıyla okuruz; bazıları yalnızca bilgi sunar bize, yorum beklemez bizden; yine bazılarını, nicedir, nasıl büyük bir aşkla sevdiğimiz için, sözcüğü sözcüğüne tekrarlayabiliriz, çünkü tam anlamıyla ezberimizdedirler.

Okumak sohbet etmektir. Deliler, zihinlerinin bir köşesinde yankılandığım işittikleri hayali diyaloglarla uğraşırlar; okurlarsa, bir sayfa üzerindeki sözcüklerin sessizce harekete geçirdiği benzer bir diyalogla. Genellikle okurun yanıtı kaydedilmez, ama okur çoğu kez bir kalem alıp metnin kenarına cevaplar yazma gereksinimi duyar. Bazen en sevdiğimiz kitaplara da eklenen bu yorum, bu açıklama, bu yankı genişler ve metni bir başka zamana, bir başka yaşantıya taşır; bir kitabın bizimle konuştuğu ve bizi (okurlarını) var olmaya zorladığı yanılsamasına gerçeklik katar.

Alberto Manguel | Yapı Kredi Yayınları | 2. Baskı / 2013 | Orijinal 208 Sayfa / PDF 208 Sayfa | 4.06 Mb

DOWNLOAD - İNFORMATİON

Gilles Deleuze - Bergsonculuk

1966 yılında yayımlanan Bergsonculuk kitabı, Gilles Deleuze'ün erken dönem çalışmalarından biridir. Bu kitapta, Deleuze hem Bergson'un yapıtları üzerinden 'süre', 'hafıza', 'yaşamsal atılım' ve 'çokluk' gibi belli kavramların süreklilikleri ve dönüşümlerinin izini sürer, hem de kendi özgün felsefi sistemini kurar. Deleuze'ün Bergson okumasının temel motifi, aslında Batı Metafiziğine getirdiği köklü bir eleştiridir: gerçeğin karşısında soyut kavramları önceleyen ve yaşamı bu soyut kavramlara indirgeyen felsefe geleneğinin eleştirisi. Ama felsefe tarihinde bu kapanmaya girmeyen canlı isimler de vardır. Bergson da, Spinoza gibi, Nietzsche gibi yaşam filozofudur. Bu özgün okumada, Deleuze felsefenin bilimle ilişkisini, ontolojiyle etiğin örtüşmesini önemser. Deleuze'ün Bergsonculuğu, varlığı statik kavramlarla değil dinamik kavramlarla ele almaya dayanır ve her şeyden önce dünyayı unutmaya dayalı umutsuz felsefelere karşı, yaşamla kavramı birleştirmeye yönelen sevinçli felsefeler yaratmaya çağrıdır. İktidarını insanların hınçları üzerine inşa eden ikiyüzlü politikacı, dünyayı olumlamaktan aciz din adamı, ölü kavramlarla iş gören sıkıcı akademisyen... ve onların peşinden sıradanlıklara koşan insanlar, aşkınlığın uçurumunun içine yerleşir. Dünyayı ve karşısındakini hiçe sayan, olumsuzlamaya dayalı tüm figürlerden uzakta, Deleuze'ün Bergson okuması, dünyaya evet demektir.

Gilles Deleuze | Otonom Yayıncılık | 1. Baskı / 2006 | Orijinal 146 Sayfa / PDF 161 Sayfa | 6.21 Mb

DOWNLOAD - İNFORMATİON

J. P. Sartre - Yaşanmayan Zaman (Özgürlük Yolları -2)

Yaşanmayan Zaman, çağımıza damgasını vurmuş büyük Fransız yazarı ve düşünürü Jean-Paul Sartre'ın, edebiyat alanında kaleme aldığı yapıtları arasında çok büyük bir yeri olan Özgürlük Yolları başlıklı üçlemesinin ikinci kitabı. Üstelik bu üçleme, yazarın yapıtları arasında tek gerçekçi bir örnek.

Romanın kahramanı Mathieu, üçlemenin ilki olan Akıl Çağı'nda özgürlük tutkusu ve birey olarak kendi kendinin sorumlusu olma kararlılığıyla, insanlarla toplumla yabancılaşarak, bir tür yalnızlığa mahkûm olmanın hüznünü yaşar. Yaşanmayan Zaman'da, yazar, Mathieu'nün kendi kendisiyle hesaplaşmasının yanı sıra, İkinci Dünya Savaşı'nın o korkunç uçurumunun kıyısında, savaş korkusuyla barış umudu arasında gidip gelen bir Avrupa'da geçmişinden koparılarak geleceğe akan yolun başında beklemek zorunda bırakılmış bir avuç insanın durağan ve sessiz acısını anlatmaktadır.

"Gezegene karşıdan, ta karşıdan bakmayı denese insan, gezegen bin parçaya ayrılarak dağılacaktı, geride yalnızca bilinçler kalacaktı, teker teker bilinçler. Her biri bir sigara ucu, bir duvar, tanıdık yüzler gören ve alınyazısını kendi sorumluluğu altında yeniden kurmaya çabalayan yüz milyon bağımsız bilinç."

Jean-Paul Sartre | Can Yayınları | 4. Baskı / 2010 | Orijinal 390 Sayfa / PDF 389 Sayfa | 11.60 Mb

DOWNLOAD - İNFORMATİON