Paul Denis - Fobiler

Görünürde bir tehlike olmaksızın kişinin kendisini tedirgin ve huzursuz hissetmesine yol açan fobiler hemen hemen herkesin yaşamında görülür. Örümceklerden yükseklik korkusuna, klostrofobiden agorafobiye dek binlerce farklı fobi tanımı yapılmaktadır. Kişinin böylesi bir korkuyla başa çıkmak için geliştirdiği kendisine has savunma mekanizmaları da incelendiğinde, fobi kavramının göründüğünden daha karmaşık bir ruhsal süreç olduğu anlaşılır. Fobiyi gerçek sebepleri ışığında görüp tanımak, kişinin hayatını bazen cehenneme çevirebilecek bu buyurgan ketlemeyi aşmanın temel esası kabul edilir. Bu küçük kitap meslekten okuyuculara olduğu kadar genel bir okur kitlesine de seslenen bir kılavuz.

"Nedensiz, tehlikesiz bir olayın yol açtığı akıldışı korku hiç kuşkusuz en yaygın psikopatolojik belirtidir. Bir güvercinden korkmak akıldışı bir korku gibi bilinir, Paris'te küçük bir gezinti yapmasını engelleyen, böylesi saçma bir olaydan korkan biri aptal ya da gülünç bir insan gibi görür kendisini ve yaralanır böyle bir durumdan. Fareden korkan bir kadının 'küçük hayvanların büyük hayvanları yiyemeyeceğini bilmesinin' bir anlamı yoktur, hiç etkili olmaz bu ve bu kadın en küçük bir tehlikede bir taburenin üstüne çıkacaktır. Dolayısıyla, akıldışı korkudur bu, yani Le Robert sözlüğünün belirttiği gibi, bazı objelerden, eylemlerden, durumlardan ya da fikirlerden duyulan aşırı korku..." 

Paul Denis | Dost Kitabevi | 1. Baskı / 2007 | Orijinal 125 Sayfa / PDF 130 Sayfa | 2.21 Mb

DOWNLOAD - İNFORMATİON

Mario Leis - Nietzsche'nin Kadınları

Mario Leis, Nietzsche'nin yaşamındaki en önemli kadınları okuyucuyla tanıştırıyor. Sadece Nietzsche'nin yaşamında değil, eserlerinde ve kişiliğinde de önemli bir etkiye sahip olan kız kardeşi Elisabeth. Oğlunu kimseyle paylaşmak istemeyen kıskanç anne Franziska ve hayatındaki diğer kadınlar; Cosima Wagner, Lou Andreas-Salome ve Malwida von Meysenbug. Mario Leis, kitabında adı geçen kadınların Nietzsche'nin kişisel ve felsefi gelişimini ne şekilde etkilediği ve biçimlendirdiği sorusundan yola çıkıyor. Babasının erken ölümüyle birlikte ailede egemen olan kadınlar tarafından yetiştirilen Nietzsche, bu dönemin izlerini sadece çocukluğunda taşımakla kalmıyor, sonraki dönemlerde kadınlara karşı anlayışsız ve asabi bir erkek olarak davranmaktan kaçınmazken aynı zamanda pasif ve zayıf bir erkek de olabiliyor. Bu yüzden kadınlara karşı davranışlarında hiçbir zaman yakınlık ve mesafe arasındaki hassas teraziyi dengeleyemiyor, sıkça kadın düşmanlığı ile kadını tanrısallaştırmanın arasında gidip geliyor. Mario Leis kitabında Nietzsche'nin kadınlara karşı davranışlarının ayrıntılı bir resmini çizerken aynı zamanda okuyucu olarak bizim, insan ve filozof Nietzsche hakkında daha keskin ve açık bir fikre sahip olmamızı ve belki de filozofun hiç bilmediğimiz özellikleriyle karşılaşmamızı sağlıyor.

"Kadınlara mı gidiyorsun? Kırbacını unutma!" Friedrich Nietzsche gerçekten bir kadın düşmanı mıydı? Yoksa aslında kadınlara nasıl yaklaşacağını bir türlü bilemeyen utangaç bir adam mı? En büyük aşkından annesine kadar yaşamında dönüm noktası olmuş tüm kadınlar: Lou-Andreas Salome, Cosima Wagner, Marie Baumgartner, Fransizka Nietzsche ve diğerleri... Nietzsche'nin kişisel mektuplarıyla özel hayatına açılan bu pencere, filozofun kadınlara olan bakış açısını, onların karşısındaki duruşunu ve çektiği aşk acılarını açığa çıkarıyor.

Mario Leis | Gendaş Yayınları | 1. Baskı / 2005 | Orijinal 144 Sayfa / PDF 146 Sayfa | 3.33 Mb

DOWNLOAD - İNFORMATİON

Emil Michel Cioran - Tarih ve Ütopya

Cioran'a göre tarih, birtakım atlıların (ya da zırhlıların) halkları çiğneyerek ilerlemesinden ibaret... Mutluluk fikrinin tarihte oynadığı rolü ele alan Cioran, ütopyaların çıkış zeminini ve gitgide insandan uzaklaşmalarını kendine has, müstehzi üslûbuyla dile getiriyor. Geçmişte kalmış ya da gelecekte kurulacak bir altın çağ yerine öncesiz sonrasız şimdi'nin altını çiziyor Cioran.

"Bazen bütün ülkelerin İsviçre'ye benzemesi gerektiğini düşünüyorum; onun gibi sıhhat, yavanlık, yasalara ve insana tapınma içinde gönül eğlendirmeleri ve çökmeleri gerektiğini... Öte yandan, düşünce ve fiiliyat takıntılarıyla uğraşmayan, hummalı ve açgözlü olan, yükseliş ve başarılarına karşı değerleri ayaklar altına alarak ötekileri ve kendilerini yiyip bitirmeye daima hazır, bilgeliğe –kendinden ve herşeyden bıkkın, küf koktuğuna adeta sevinen yaşlı halkların o yarasına– ayak direyen uluslar çekiyor beni sadece."

Emil Michel Cioran | Metis Yayınları | 3. Baskı / 2013 | Orijinal 115 Sayfa / PDF 122 Sayfa | 2.71 Mb

DOWNLOAD - İNFORMATİON

Allen W. Wood - Kant

Felsefe tarihinde bir dönüm noktası olduğu herkesçe teslim edilen Immanuel Kant üzerine yapılmış en yeni, en dikkat çekici çalışmalardan biri Wood'un kitabı. Kant'ın felseye yaptığı katkıyı merkez alan inceleme, tanınmış düşünürün metafizik, bilim, tarih gibi alanlarda geliştirdiği çarpıcı fikirleri de gözler önüne seriyor. Tarih boyunca Kant felsefesi üzerine veya Kant felsefesi üzerinden oluşturulan düşüncelerin de bir dökümünü veren Wood, Yeni-Kantçılığın felsefi eğilimlerinden hayli yakın tarihli yorumlara dek hiçbir katkıyı gözden ırak tutmuyor. Kant'ın girift düşünce dünyasını basitleştirmeye yeltenmeden, ancak meslekten olmayan okurun da önceliklerini dışlamadan kaleme alınmış, nitelikli, yalın, titiz ve okurun dikkatini hep canlı tutan bir Kant monografisi.

Allen W. Wood | Dost Kitabevi | 1. Baskı / 2009 | Orijinal 240 Sayfa / PDF 241 Sayfa | 7.71 Mb

DOWNLOAD - İNFORMATİON
Yandexdisk | Solidfiles | Zippyshare | Uptobox | Okuma Atölyesi | Yazar Hakkında

René Girard - Günah Keçisi

Girard Günah Keçisi’nde kıyım metinleri adını verdiği mitleri ve tarihsel belgeleri inceliyor. Girard’a göre bütün mitler bir topluluğu oluşturan bireylerin ortak olduğu kıyımı gizler. İlkel toplumlardaki kurban törenleri ya da ortaçağdaki cadı avı, toplu kıyımın örneklerini oluşturmaktadır. Topluluk, başına gelen bir felakete bir sorumlu arar, sorumlu olduğu iddia edilen kişiyse günah keçisidir elbette. Şiddetin ya da felaketin daha fazla yayılmasını önlemek için toplum günah keçisini kurban eder. Girard günah keçisi mekanizmasını çözümlerken kutsal metinlere de başvuruyor ve bir tarihsel metni ya da miti basmakalıp yargılarla okumaya alışmış modern gözlemciyi şaşırtacak yorumlar yapıyor. 

"Ortaçağ toplulukları vebadan öyle korkuyorlardı ki, adı bile ürkütüyordu onları; mümkün olduğunca uzun süre adını anmaktan, hatta salgınların sonuçlarını şiddetlendirmek pahasına bile olsa, gerekli önlemleri almaktan kaçındılar. Öyle güçsüzdüler ki, hakikati kabullenmek, onlar için, durumla yüzleşmek ve karşı koymak değil, yıkıcı etkisine kendini teslim etmek ve normal yaşam sürüyormuş gibi yapmaktan vazgeçmek olacaktı. Tüm halk böyle bir körlüğe seve seve katılıyordu. Gerçekliği reddetme yönündeki bu ümitsiz irade “günah keçisi” avını teşvik ediyordu. [s.4]"

René Girard | Kanat Kitap | 1. Baskı / 2005 | Orijinal 288 Sayfa / PDF 298 Sayfa | 4.66 Mb

DOWNLOAD - İNFORMATİON

Emil Michel Cioran - Çürümenin Kitabı

Cioran’ın düşüncelerinde ebedi bir sinizmin övgüsünü, yaşamın olumsuzlanmasını, dekadansı, iflah olmaz bir yabancılaşmayı görüyoruz. Filozof Nietzsche’nin değil şair ve deli Nietzsche’nin övgüsünü, şairin eyleyişte ayrıcalıklı konumunu, müziğin yüceliğini, bu yüceltmede zikredilmemiş Schopenhauer izlerini hissediyoruz. Kiliseyle ve Tanrıyla Zerdüştvari bir kavgayı, analitik felsefeye karşı Kant üzerinde cisimleşmiş bir öfkeyi, bir parça da çaresizliği hissediyoruz.  Tüm bunlar, derin bir yalnızlığı, karamsarlığı besliyor. Sartre’ın özgürlüğe yakın gördüğü bu yalnızlıkla Cioran’da bir cevher görüp, Borges’in nefret ettiği Paris’in entelektüel sınıfına onu takdim ettiğini düşünmek mümkün. Öte yandan,  Sartre’ın başarısızlığının nedeni tam da burada yatıyor. Varoluşçunun savrukluğu, ilgisizliği ve eylemsizliği Marksizmi ve diğer tüm ideolojileri-inançları dışlayacak şekilde Cioran’ın kalbinde yatıyor.

"Nerede tükettin ömrünü? Bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet-geçmişinde bunların hiçbiri yok;hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. İz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki?Kökeninde aldatıcı ve yıkıma mahkum olmayan hiçbir "yeni" hayat görmedim şimdiye kadar. Her insanın zaman içinde ilerleyip bunaltılı bir geviş getirmeyle kendini tecrit ettiğini, yenilenme niyetine de ümitlerinin beklenmedik yüz buruşturmasıyla karşılaşıp kendi içine düştüğünü gördüm."

Emil Michel Cioran | Metis Yayınları | 4. Baskı / 2013 | Orijinal 170 Sayfa / PDF 170 Sayfa | 4.68 Mb

DOWNLOAD - İNFORMATİON